Atatürk'ün İzmir Limanını Terk Etmeyen İngiliz Donanmasının Komutanına Verdiği Tarihi Yanıt

1509 izlenme 20 Nisan 2017
Reklamlar

Atatürk'ün İngiliz Amirale Cevabı

Atatürk'ün başyaveri Salih Bozok anlatıyor.

Kollarında ve omuzlarındaki işaretlerden amiral rütbesinde olduğu anlaşılan 
İngiliz Donanması Komutanı, Hükümet Konağı'nın kapısından girerek Mustafa 
Kemal Paşa'nın odasına doğruldu.Nazik , fakat öfkeli bir hali vardı. Ruşen 
Eşref önüne çıkıp ne istediğini sorunca:

-Başkomutan Mustafa Kemal Pasa ile görüşmek istiyorum!.. dedi.

.Birlikte odaya girdiler kapı kapandı. Amiral önce:

-Çok güç koşullar altında bir savaş kazandınız, sizi asker olarak içtenlikle 
kutlarım. Çanakkale'deki basarinizi rastlantıya borçlu olmadığınız, 
kanıtlanmış oldu.Büyük bir askerle tanıştığım için memnunum. Amiral bir süre 
sonra konuya girmiş:

-Ülkenin kontrolünüz altında bulunan bölümünde bizim tebamız ve sizin 
azınlıklarınızdan Ermeniler, Rumlar var.Yeni askeri yönetim altında bu 
insanların statüsü nedir? güvende midirler?..

-Hiç kuskunuz olmasın Amiral!..Türkiye'deki bütün insanlar gibi tebanız ve 
sözünü ettiğiniz azınlıklar da TBMM Hükümeti'nin eşit koruması altındadır. 
Suç islemeyenler, kendilerini bu memlekette benim kadar güvende 
sayabilirler.

-Suç isleyenler?

-Suç isleyenler Sayın Amiral, dünyanın her yerinde olduğu gibi, ülkemizde de 
adaletin huzuruna çıkarlar...Suçlu iseler, cezalarını elbette 
çekeceklerdir...

-Fakat Paşa Hazretleri,fevkalade günler geçirdik. Yunan ordusundan cesaret 
alan Rumların bazıları, şımarıklıklar yapmış olabilir. Bugün bu insanlar 
yerli halkın düşmanlığı ile yüzyüzedirler. Ermeniler için de başka açıdan 
aynı şeyleri söyleyebilirim. Biliyorsunuz, arkadaşlarının büyük bir bölümü
göçe zorlandı ve önemlice bir bolumu de hayatlarını kaybettiler. Bu ruh 
tedirginliği içinde Yunan ordusu ile işbirliği yapmış, bazı Türklere zor 
günler geçirtmiş olabilirler. Bunlar, fevkalade günlerin olaylarıdır.
Bağışlanması, hoş görülmesi gerekir. Eğer bu kimseler, halkın husumetine 
bırakılacak olursa, bütün dünya aleyhinize kıyameti koparır!

Son cümleye kadar Amiral'i gülümseyerek dinleyen Mustafa Kemal Pasa, 
'dünyanın koparacağı gürültü ile' kendini tehdide girişince, sözünü bıçak 
gibi kesmiş:

-Şu "Efendi Devlet" rolünü bir kenara koyunuz Amiral! Milletleri de tehdit 
etmekten vazgeçiniz! İngiltere ve müttefiklerinin kıyameti koparıp 
koparmayacağını düşünmem! Bunlar memleketimin iç işleridir; kimsenin bu
 islere karışmasına müsaade etmem! Majestelerinin devleti memleketimizin 
azınlıkları ile uğraşmaktan vazgeçsinler! ..Kim bize saygı beslemezse, 
bizden saygı beklemeye hakki olmaz!..

Amiralin benzi kül gibi olmuş:

-İngiltere Hükümeti'nin tebasını her yerde koruma hakki, devletler hukuku 
teminatı altındadır. Avrupa devletleriyle birlikte arkaladığımız Rum ve 
Ermenilerin güven içinde bulundurulmasını sadece rica ettik. Yoksa biz bu 
güvenliği sağlayacak güçteyiz...

İşte o zaman Mustafa Kemal Paşa'nın tepesi iyice atmış:

-Arkaladığınız Yunan ordusunun denizde yüzen leşlerini herhalde görmüş 
olmalısınız! Türk ordusu asayişi sağlayacak güçte olduğu gibi, limanı (o 
donemde İngiliz donanması İzmir limanında bulunmaktaydı) boşaltacak güçtedir 
de... İsterseniz, Türk'e ihanet eden tebanızın ve azınlıklarınızın adaletten 
kaçan sefillerini geminize doldurabilirsiniz!.. Donanmanızın da en kısa 
zamanda limanı terk etmesini istiyorum!

Mustafa Kemal Paşa'nın cümleleri, art arda Osmanlı tokatları gibi Amiralin 
yüzünde şakladıkça, Amiral ne yapacağını şaşırmış ve en sonunda:

-İngiltere'ye savaş mı açıyorsunuz? demiş.

İşte Paşa burada son sözünü söylemiş:

- savaş açmak mı? Siz yoksa Sevr Antlaşması'nın hala yürürlükte olduğunu mu 
sanıyorsunuz? Biz onu çoktan yırttık... Karşımda oturuşunuzu, sizi konuk 
saymama borçlusunuz! Fakat görüyorum ki, nezaketimizi kötüye kullanmak
 eğiliminiz var... Buna müsaade edemem. Bizim gözümüzde "barış antlaşması 
yapmamış" iki devletiz. savaş hukuku yürürlüktedir . Gemilerinizi derhal 
karasularımızdan çekmenizi size ihtar ediyorum!

Bir balmumu heykeline dönmüş Amiral..... gerine gerine girdiği Mustafa Kemal 
Paşa'nın odasında oturduğu sandalyede küçüldük&# 231;e küçülmüş ve sonunda 
kekeleyerek:

-Afedersiniz!.. demiş ve yerlere kadar eğilerek geri geri kapiya gidip 
dışarı çıkmış.

.Ruşen Eşref hem düşünceli hem de gülüyordu:

-Pasa, Amirali anasından doğduğuna pişman etti. "Kendisinin Türk 
topraklarında bir savaşçı olarak
bulunduğunu "Paşa'dan öğrendiği zaman sapsarı kesildi... Tutuklanacağını, 
tutsak edileceğini sandı. İnce dudaklarını ısırıyor, parmaklarını birbirine 
kenetlemiş titriyordu. Karşısında Babıali Paşası bulacağını sanıyordu 
herhalde...

"İngiltere devletini kendi devletine eşit gören "bir Paşa ile karsılaştığı 
için, ihtiyatsızlık edip karaya çıktığına kim bilir nasıl lanet etmiştir...

Aradan bir saat geçti gecmedi... İngiliz gemisinden bir müfreze ve bir 
teğmen çıktı. Amiralden - devleti adına- bir ültimatom getiriyordu, 
Başkomutan'a kendi eliyle verecekti. Paşa'ya bildirdim; "Gelsin" dedi.
Teğmeni içeri aldım. Ruşen Eşref tercümanlık yapıyordu.İngiliz çakı gibi bir 
Teğmendi. Paşa'nın karşısında gösterişli bir selam verdi ve Ruşen Eşref 
aracılığıyla ültimatomu Paşa'ya ulaştırdı.

Paşa: -Peki Teğmen! Hükümetimiz ültimatomunuzu inceler ve hükümetinize
 gereken karşılığı
verir.Siz geminize dönebilirsiniz...

Teğmen önce dışarı çıkacakmış gibi bir hareket yaptı, sonra da Ruşen Eşref'e 
donup:

-Başkomutan ellerini öpmeme müsaade buyururlar mi?

Ruşen Eşref, teğmenin dileğini Paşa'ya söyledi, Pasa:

-Nereden icap etmiş sor bakalım!.. dedi.

Teğmen:

-Asker olarak zaferlerine, insan olarak kendisine hayranım... 
Lütfetsinler...

Teğmen Paşa'nın elini öptü, Paşa da Teğmenin yanağını okşadı. Odayı 
boşalttık. Az sonra Ruşen Eşref'i çağırdı:

-Metni okudunuz mu? Ne istiyorlar?..

-Paşam Amiral ile görüştükleriniz in yazı ile de pekiştirilmesi isteniyor.

-Öyleyse Halide Hanım'ı (Edip Adıvar) bulunuz, hemen tercümesini yapsın ve 
metin olarak bana getirsin... Öte yandan bir kopyasını şifre ile Dışişleri 
Bakanlığına gönderin gerekeni yapsınlar... Durumu, ordu komutanı Nurettin 
Paşa'ya da bildiriniz. Gerekiyorsa benimle temas etsin........

Olay kısa bir süre içinde şehirde duyulmuştu...

İngiliz ve Fransızlar, kendi devletlerinin uyruğunda olanları gemilere 
bindirmeye başlamışlardı. Nitekim birkaç saat sonra da sessizce çekilip 
gittiler..

Bunlar da İlginizi Çekebilir

GAZİ BABASININ HAYKIRIŞI... ''BENDEN TERÖRİST OLUR MU'' Çiftciler hayır dedi AKP'li vekil ŞOK'da .. Vatanım Sensin 24.bölüm fragmanı yayında! Mustafa Kemal'in askerleri direnişi başlatıyor! Stephen Hawking: Dünyayı 100 yıl içerisinde terk etmeliyiz

Bakmadan Geçme!

KAPAT
Türk siyasi tarihine Başkanlık konusundaki 'U' dönüşü ile adını yazdıran Devlet Bahçeli